HALİL ESENDAĞ ve SELÇUK DURACIK... BUGÜN SIRÇA KÖŞKLERDE ZEVK SÜRENLERİ GÖRSEYDİ...
HALİL ESENDAĞ ve SELÇUK DURACIK... BUGÜN SIRÇA KÖŞKLERDE ZEVK SÜRENLERİ GÖRSEYDİ...
ERCAN YILMAZ
33 yıl önce bugün dar ağacında Nizam-ı Alem uğruna 2 gencecik EVLİYA şehadet şerbetini içti...
Bugünün ÜLKÜCÜ geçinen ve bu sayede zevk ve sefa içinde debelenerek bu kutlu insanların mirasını yiyenleri gördükçe kahroluyorum!
Bu yüzden bu 2 ÜLKÜCÜ Şehitle ilgili kısa anekdotlar paylaşmak istedim...
Belki MAKAM, PARA ve KADIN üçgeninde HAYVANLAŞANLARA bir nebze olsun UTANMA hissini verebilirim...
********************
* HALİL ESENDAĞ ve SELÇUK DURACIK 3 yıl boyunca bir hücrede idam edilmeyi beklediler...
Tutuklandıklarında HALİL 19, SELÇÜK ise 20 YAŞINDAYDI...
*
İdam edilirken devletin verdiği kefen torba gibi olduğundan ve bu kefen içinde rahat can çekemeyeceklerini için arkadaşlarından 2 kefen istediler...
Ülkücülerin kaldığı koğuşta 23 kişi ellerinde ne kadar para varsa verdiler lakin 2 kefen parasını toplayamadılar!
Sonra bir arkadaşları ailesinden 2 adet nevresim istedi ve Cezaevi Terzisinde bu nevresimleri kefen olarak diktirdiler...
* İnfazın olacağı gece tekbirlerle yürüdüler idam sehpasına. Halil Esendağ dönüp Selçuk Duracık'a ;
"Seni benden önce assınlar Selçuk, sen bana dayanamazsın" dedi...
Öylede oldu.
Önce Selçuk idam edildi sonra ise Halil...
Her ikisi de Can verirken sallandıkları sehpada son duruşları KIBLEYE dönük kaldı...
Cellat ve görevliler dahil şaşkınlık içinde kaldılar...
Orada bulunan bir görevli şunları haykırıyordu...
"BUNLAR VALLAHİ DE ŞEHİT BİLLAHİ DE...!
*
Mahkeme salonunda duruşma saatini beklerken artık ölümü yendiğine emin olan arkadaşları sorarlar Halil'e " Nasıl bir gecede asılmak istersin?" Halil biraz düşünür ve cevap verir ;
" Yağmurun hafifçe çiselediği bir gecede..."
İnfazın gerçekleştiği gece İzmir/Buca Cezaevine rahmet yağıyordu. Yağmur Halil'in duasına icabet edercesine çiseliyordu.
Keşke o gün Rabbimizden güneşleri yağdırmasını isteseydin, Rabbim o güneşleri bile yağdırırdı"
*
İnfazda bulunan Buca Muradiye İmamı infazdan sonra şu cümleyi kurmuştu...
"Bana hiç evliya gördün mü diyenlere; evet... Halil ile Selçuk'u gördüm diyeceğim..."
*
İnfaz sonrası Halil Esendağ'ın eşyaları arasından etrafı oyalı yeşil bir baş örtüsü çıkmıştı. Halil Esendağ tutuklanmadan
kısa bir zaman önce evlenmiş, murad alamadan hapishane köşelerine düşmüştü. İhtimal ki; iki buçuk yıl kaldığı ölüm hücresinde eşinin baş örtüsü onun dert ortağı olmuştu.
*
Halil'in babasından koğuş arkaşlarına bir mektup gelir...
Mektupta Şöyle diyordu:
"Halil'in annesi; oğlum şehit oldu mu? Olmadı mı? diye çok üzülüyordu. Bir gece rüyasında kendini cennette görüyor. Bütün sahabeler toplanmış Hz. Peygamber(s.a.v.)'i bekliyorlar. Halil'in annesi hanım sahabelerden birine yaklaşıp soruyor: Bugün burada ne var ki böyle toplanmış bekliyorsunuz!Hanım sahabi cevap veriyor: Bilmiyor musun, bugün burada şehit Halil Esendağ'ın düğünü var. Nikahını Hz. Peygamber(s.a.v.) kıyacak onun için bekliyoruz."
Bu yazıyı yazarken bile yüreğime çöken acı beliimi büktü...
ALLAH bizleri sizlerle aynı istikamette ve menzilde sabit kılsın...
RUHUNUZ ŞAD...
Makamınız Cennet Bahçeleri olsun...
El Fatiha...
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
